Ana içeriğe atla

Kayıtlar

deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Susmak mı Konuşmak mı?

 Günahların sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.  Allah'ın yasakladığı çoğu fiil,  yaşamdan zevk almak, anın tadını çıkarmak gibi süslü elbiseler giydirilip, renkli ambalajlarda her türlü platformda insanlara sunulur olmuş. Film repliğinde "Ben yalan söylemeyi beceremem ki..." diyen damat adayına "Merak etme, yakında alışırsın" diyen Adile Naşit gibi olduk hepimiz. Yasak olan her şeyin bir cazibesi, çekici bir yanı var. İnsanların büyük çoğunluğunun bu kadar çabuk aldanması da bu çekiciliktir.         Gıybet , laf taşımak, yalan, içki, zina, kumar, faiz, haksız kazanç... terim olarak itici, soğuk görünseler de hayatın değişik zamanlarında insanların keyifle yaptığı eylemlere dönüşmektedirler.    Dedikodunun -kişinin duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan bahsetmesinin- bu günahlar arasında ayrı bir yeri vardır, kendine göre de bir tadı...Peki neden? Her şeyden önce kolaydır, orada olmayan, kendisini savunamayan b...

Anın Tadı

Eskilerin ifadesiydi "  Felekten bir gün çalmak ", güzel vakit geçirmek  ya da " Hayattan kâm almak" günümüz insanı için, her gün olması gerektiği düşünülen bir hayat tarzına hatta hayat standardına dönüştü. Sağımızda solumuzda "Hiç eğlenceli değil, sıkıldım, bunu yapmak istemiyorum" diyen çocuklar, gençler hatta yetişkinler türedi. Tüketimi arttırmak için pek çok markanın kullandığı sloganlar zamanla toplumun büyük bir kesiminin yaşam felsefesi haline geldi. Bu durum aklıma " İnsanın amacı anı değerlendirmek mi yoksa andan haz almak mı?" sorusunu getiriyor. Yaşamını "eğlence merkezi tadında yaşamak isteyen Müslüman" fikri bana garip geliyor ama ne yazık ki yaşamın gerçeği... " Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir " ayetini acaba yanlış anlamış olabilir miyiz? Oyun ve eğlence ifadelerini dünya hayatında önemsediğimiz, hatta Allah ve Resulü'nün (sav)  önüne geçecek kadar abarttığımız mese...

Ne yapmam lazım!

İslamı yeni kabul eden hemen hemen her  insanın sorduğu bir soru vardır: Şimdi ne yapmam lazım?  Evet,  Allah'tan başka ilah olmadığına ve Resûlullah'ın onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyorum,  şimdi ne yapmam lazım? Sadece şehadet getirmek yeterli mi? İslamı yeni kabul edenler " iman ettim " demenin yeterli olmadığını düşünüyor da biz Müslümanlar niye düşünmüyoruz?   Elhamdülillah Müslümanım demek bize neden kâfi geliyor ? Sadece söylemekle yetinmek, hayata  yansıtmamak, garip değil mi?   İslamı yeni kabul eden her insan, dinin gereklerini merak eder de o dinin içine doğan biz Müslüman evlatları niye merak etmeyiz ? Derenin yanında yaşayan insanın suya verdiği değerle çölde yaşayan insanın suya verdiği değer bir olmuyor, belki de ondan. Bizim için din anlayışı ihtiyarlık döneminde yapılacak ibadetlerden ibaret mi? İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece İman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?" (1) aye...

Dışardan Görünen

Geçen gün arabayla yolda gidiyorum, bagajda üç damacana su var. Sular bagajda herhangi bir bağlantı olmadan yolculuk yapıyor ve devrilmeleri halinde bagaj su içinde kalabilecek bir durum söz konusu. Yolda bir gidişim, bir dönüşüm var ki sanki kocaman yüke sahip tonajlı bir kamyon. Benim o dönüşümü dışardan gören birinin yerine kendimi koydum. Yoldayım biraz da acelem var ve öndeki araba öyle yavaş bir dönüş yapıyor, sinirden çatlarım. Yürü be adam! Tır mı, kamyon mu bu; küçücük araba dön artık!  Dışardan bakıldığında anlamanın pek mümkün olmadığı bu durum, iç yüzünü bilen biri için mantıklı gelebilecekken, bilmeyenlere göre çok saçma ya da acemice gelecektir.    Şimdi bunları niye anlattım?   Birçok olayda aslında çoğu zaman bunu yapıyoruz. Yani sadece görünenle hüküm vermeye kalkıyor, iç yüzü hakkında hiç düşünmeden bilgiçlik taslıyoruz. Biz aciz  kullar, sadece Allah'ın bilgisi dahilinde olan hakkında hüküm vermeye kalkıyoruz. Hem de meselelerin iç...

Sınava Hazırlık

Düşünün..... İlköğretim çağlarından başlayarak  öğretilenleri "ne kadar çalışkan çocuk desinler diye değil, sadece yazılı geçmek için de değil," kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü için öğrenmiş, her zaman belirli bir disiplinle az ama devamlı çalışmış, çevresindeki kötü örneklerin peşine düşmemiş, başka çocuklarda gördüğü ve denemek istediği birçok şey olduğu halde sabretmiş, zararlı işlerden uzak durmuş bir öğrenci sınava girecekmiş. Yine düşünün.... Hayatını akışa bırakmış, mecbur kalmadığı sürece eline kitap defter almamış, yeri geldikçe hobileri ve kişisel zevklerine göre zaman öldürmüş , arkadaşları ve çevresini kendi geleceğinin önüne koymuş, büyüklerin sözlerine eski kafalı bunlar diyerek, kulak asmamış bir öğrenci sınava girecekmiş. Biri sabretmiş, isteklerine sınırlar koymuş, öteki haz peşinde koşmuş. Biri çalışmış, çabalamış, öteki gününü gün etmiş. Biri büyüklerin sözlerini tecrübe bilmiş, öteki masal . Biri kötü işleri teş...

Tevbe

Tevbe insanın kendi sınırlarına dönüşüdür. Haddini aşarak başkalarının hakkına girmiş ya da Allah'ın sınırlarını aşmış insanın sınırlarına dönüşüdür. Günahlar aynı zamanda insanın zayıf yönünü ya da zaaflarını öğrenme şekildir Sıradan bir insana yapılan bir yanlışlık için bile özür gerekirken, Allah azze ve cellenin emir ve yasaklarını çiğnemek ve üzerine nedamet getirmemek olur mu?   Yanlışlıkta inat etmek aslında kibre kapılmak, büyüklük taslamaktır. Suçundan  vazgeçmeyen, tövbe etmeyen insan ya Allah'ı tanımıyor ya da onun bağışlamasından umudunu kesmiştir. Kişinin günahlarını Allah'ın affından büyük görerek af dilememesi, Allah'ın gafur ve rahim sıfatlarına tezattır. Oysa Allah (cc) kullarını çokça  bağışlayandır, O gâfurdur, rahimdir. Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah´ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah´tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işled...

Çocuk ve Namaz

Çocuk yetiştirmek, aynı zamanda kültürün ve yaşam tarzının diğer nesillere de aktarılmasıdır. Nesillere aktarılmayan değerlerin  unutulması, aktarmayanların vebalidir. Nesiller arasındaki kopukluk yaşam tarzında ve inançlarda değişime neden olmaktadır.  Namaz kılan birini hayatında ilk defa gören bir Müslüman çocuğun, anne teyze spor mu yapıyor, demiş olması bizzat annemin yaşadığı ve aktardığı acı bir hadisedir.  Çocuğa aktarılmayan değerlerden ilk  aşamada çocuk değil ailesi sorumludur. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.                 (Meryem 59)   Yaşam tarzı her ne kadar zaman içinde değişse de bazı şeylerin değişmemesi gerekmektedir. İnsanın yaratılış gayesi hangi devirde yaşadığına bakılmaksızın hep aynıdır: Zariyat Suresi 56. Ayette Allah (cc) insanların yaratılış amacı için ...

Kim Yapacak?

Hepimizin yaşamında ya da çevresinde gördüğü bazı olumsuzluklar ya da rahatsızlık verici yanlışlıklar var. Nedense bunları birilerinin düzeltmesi gerektiğini düşünürüz. Herkes gibi     Niye bu yanlışlıkları düzeltecek kişi biz değiliz de başkaları, acaba bunu hiç düşündük mü?   Toplumdaki her türlü  problemi  tek başıma  çözmem elbette mümkün değil ama hiçbir şey yapmadan sadece şikayetçi olmak yeterli mi, ya da bir şeyi değiştirir mi?  Hemen  hemen her konuda,  hepimizin yapabileceği pek çok şey var. Önemli olan bir şeyler yapma azmine sahip olmak, eleştirmeyi bırakıp harekete geçmek.       İnsanlar çevrenin kirinden, çöpünde şikayet ediyor; toplumun ahlakının bozulduğundan şikayet ediyor; kimseye güvenin kalmadığından şikayet ediyor; ekonomik  adaletsizlikten şikayet ediyor;  ediyor da ediyor...      Ama aynı insan elindeki çöpü yere atarken, basit şeyler için yalan söyler...

Şeytana Uymak

     Günah işlemek, doğru yoldan ayrılmak, kötü iş yapmak anlamındaki şeytana uymak ifadesi günlük dilde suçun büyüğünü şeytana atarak kendini temize çıkartma, yapılan fiilin tahrik altında gerçekleştiğini anlatma gayreti olarak karşımıza çıkar.   Ya da başka bir şekilde şeytan diyor ki diye başlayan ve sonu genellikle bir suç unsuru tarifi ile biten ifadeler olarak da biliriz. Peki ya şeytan ya da İblis kim? İnsan neden şeytana uyar?   Sözlük anlamı uzaklaşmak, haktan ve hayırdan ayrılmak, muhalefet etmek” anlamındaki şatn  veya “öfkesinden yanıp tutuşmak” mânasındaki şeyt kökünden türediği ileri sürülen şeytân kelimesi “hayırdan ve rahmetten uzaklaşmış yaratık; yanıp helâke mâruz kalmış varlık” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de on sekizi çoğul olmak üzere seksen sekiz yerde şeytan (on bir yerde iblîs) kelimesi yer almaktadır.    Hz.Âdem’e melekler secde ettiği halde şeytan kibirlenip ilâhî emre karşı çıkmış, gerekçe olarak da kendisinin a...

Yoldan Çıkmak

Yoldan çıkmak deyimini herkes bilir . Hepimiz duymuşuzdur yaşlı teyzelerin ya da amcaların serzenişlerinden: Benim evladımı o yoldan çıkardı, evet yoldan çıkardı. Yoldan çıkmak ya da çıkarılmak?.. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde bir gerçek bir de mecaz anlamı verilmiş. Bizim üzerinde duracağımız anlam ise mecaz anlamı olacak yani doğru yoldan ayrılmak. Peki ya doğru yol ne?   Her namazda Allah (cc) neden insana doğru yol için dua ettiriyor? اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ   Bize doğru yolu göster. (Fatiha 6)  Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.                        (Bakara 186) Peki insan kendi, doğru yolu bulabilir mi? : (...) "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah´a hamdolsun! Allah bizi doğru yo...

Allah'ın Ölçüsü

 Ebu Hureyre (r.a.) den nakledilen bir hadis-i şerifte Allah Rasulü (s.a.s.) şöyle buyurdular:  “ Allah sizin suretlerinize (görünüşünüze) ve  mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve işlerinize bakar. ” (Müslim, “Birr”, 34) İmaj ve görüntünün en belirleyici etkenlerden biri olduğu ve bunun için büyük harcamaların yapıldığı günümüzde, Allah Rasulü’nün bize hatırlattığı bu ölçüyü tekrar tekrar okuyup hafızamıza yerleştirmeliyiz. Allah sizin suretlerinize (görünüşünüze) ve  mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve işlerinize bakar.  Görüldüğü üzere Yüce Allah bu ölçüyle, niceliği değil niteliği, kabuğu değil özü, maddeyi değil manayı, şekle indirgenmiş ameli değil samimi niyeti öncelemekte ve bunu önemsemektedir.  “ Gizli  ve aşikar her şeyi bilen ” (Nahl, 16/19), “ kalblerin gizlediklerine vakıf olan ” (Gâfir, 40/19) Cenabı Hak katında kalıcı olan, niyetlerimiz ve amellerimizdir. Ceza veya ödüle değer bulunacaklar da bunlardır. Ne iz...