Ebu Hureyre radıyallahu anhden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
Kim Allah subhanehuya dua etmez ise, Allah o kimseye gazab eder.
![]() |
Dua, kulun Allah Teâlâ'ya yakarışı, acziyetini ve ihtiyacını arz edişidir. Allah Teâlâ'ya dua etmemek, bir çeşit kibir ve ona muhtaç olmama tavrıdır.
Bu hâl ise kul için asla caiz değildir. Allah Teâlâ kulun duasından, istiğfar ve tevbesinden hoşlanır. Dua etmeyene ise gadab eder.
Dua bir ibadettir. Onun için duayı terk etmek, dua ile yapılan ibadeti terk etmektir. Numan bin Beşir radıyallahu anhden rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
«Şüphesiz dua ibadettir» buyurdu.
Sonra: «Ve Rabb’ınız buyurdu ki; siz bana dua ediniz ki ben de size icabet edeyim. Bana dua etmeye tenezzül etmeyenler, şüphesiz alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.» (Mü'min: 60) ayetini okudu. (Ebu Davud)
Dua, Allah Teâlâ'ya yakınlıktır. Kul bütün varlıklardan yüz çevirir ve verenin de, alanın da O olduğu idraki içinde ihlas ve samimiyetle dua eder ve duası kabul olsa da, olmasa da «Ya ilahî! Sen Rabb’ımsın, Sen’in dergâh-ı izzetinden başka müracaat kapım yok» diyerek duasına devam eder ve ısrar ederse bu hâl bir kurbiyyet, manevî bir yükseliş ve duanın kabulüne biiznillah vesîle olur. Zaten ibadetlerden maksat da Allah Teâlâ'ya vasıl olup, O'nun rızasını kazanmaktır.
«(Habibim) Kullarım sana beni sorunca (haber ver ki) muhakkak ben yakınım. Dua edenin, dua ettiği zaman duasına icabet ederim. O hâlde onlar da benim davetime icabet ve bana imanda devam etsinler. Ta ki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar.» (Bakara: 186)
Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Bir müslüman, içinde günah ve akraba ile alakayı kesmek isteği olmayan bir dua ettiğinde Allah Teâlâ O'na üç şeyden birini ihsan eder. Ya hemen duasına icabet eder, ya onu ahirete bırakır ecrini bol bol verir, yahut duasının mislince günahına keffaret olur."
Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Zikirlerden ve sözlü ibadetlerden hiçbir şey, Allah subhanehû katında duadan daha faziletli değildir." (İbn-i Mace) buyurduğunu rivayet etmiştir.
Başka bir hadis-i şerifte: "Dua ibadetin iliğidir" (Tirmizi) buyurularak duanın efdal bir ibadet olduğuna işaret edilmiştir.
Duanın Adabı
1-Abdestli bulunmak.
2-Vakit namazlarından sonra veya namaz vaktinin dışında ise iki rekat nâfile namaz kılıdıktan sonra dua etmek.
3-Kıbleye yönelip besmele, hamdele ve salvele ile başlamak.
4-Duanın başında, ortasında ve sonunda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme salavât-ı şerife okumak.
5-Besmele, hamdele ve salveleden sonra günahları için tevbe ve istiğfar etmek.
6-Anne ve babaya dua etmek.
7-Yalnız kendisi için değil sâlihler, sadıklar ve bütün mü'minler için dua etmek.
8-Haram, günah ve muhâl olan şeyler için dua etmemek.
9-Duanın kabulü için acele etmemek.
10-Uyanık bir kâlble ihlas ve samimiyet içinde mütevazi bir hâlde dua etmek.
11-Helâl lokma yemek, helâl elbise giymek.
12-Dua bitince "Amin" demek.
Ehl-i hikmetten bir zâta, “Dua ediyoruz, fakat kabul olmuyor. Halbuki Allah Teâlâ: ‘Bana dua ediniz icabet edeyim’ buyuruyor” dediler. O zât şöyle cevap verdi: “Şu yedi huy duanın kabul olmasına manidir:
1- Rabbınızı darıltıyor, O’nun rızasını kazanmıyorsunuz. Yani bir takım kötülükler yapıyor, fakat pişman olmuyor, tevbe ve istiğfar etmiyorsunuz.
2- Biz Allah’ın kullarıyız, diyorsunuz, lakin kulun yapması gerekenleri yapmıyorsunuz.
3- Kur’an okuyorsunuz, onunla amel etmiyorsunuz.
4- Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ümmeti olduğunuzu söylüyorsunuz, O’nun sünneti ile amel etmiyorsunuz.
5- Dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bile değeri yoktur, diyorsunuz, ama ona bütün gücünüzle sarılıyorsunuz.
6- Dünyanın geçici olduğunu söylüyorsunuz, fakat orada devamlı kalacakmış gibi davranıyorsunuz.
7- Ahiretin dünyadan daha hayırlı olduğunu söylüyorsunuz, fakat dünyayı ahirete tercih ediyorsunuz.
