Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hadis etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tebük hutbesi

Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler.  Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular: İnsanların hayırlısı, atının veya devesinin sırtında, ya da iki ayağının üzerinde (piyâde olarak) ölünceye kadar Allâh yolunda cihâd eden ( Allâh’ın dînini hidâyet bekleyenlere teblîğ eden )dir! İnsanların kötüsü de Allâh’ın Kitâbı’nı okuyup ondan hiç faydalanmayan, fâsık ve cür’etkâr kimsedir. İyi biliniz ki, sözlerin en doğrusu, Allâh’ın Kitâbı’dır!  Yapışılacak en sağlam kulp, takvâdır! Dinlerin hayırlısı, İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın dîni (İslâm) dır!  Sünnetlerin hayırlısı, Muhammed’in(sav) sünnetleridir! Sözlerin şereflisi, zikrullâhtır. Kıssaların güzeli, Kur’ân(da olanlar)dır. Amellerin hayırlısı, Allâh’ın yapılmasını istediği farzlardır .  Amellerin kötüsü, bid’atlerdir. En güzel yol ve gidişât, Peygamber’in yolu ve gidişâtıdır. Ölümlerin şereflisi, şehîdliktir. Körlüğün en kötüsü, ...

Müslüman Kimdir?

Ebû Hureyre (r.a.) den nakledildiğine göre, sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde şöyle buyurdular:  “ Müslüman, müslümanla rın dilinden ve elinden salim olduğu; mü’min ise, insanların canları ve malları hususunda emin olduğu kimsedir. ”           (Tirmizi, “İman”, 12) İman, mü’min, emîn, emânet, emniyet hepsi aynı kökten gelen kelimelerdir. İman sahibi biri aynı zamanda emin kişi, emanete hıyanet etmeyen kişi, kendisinden emniyette olunan kişidir.     Diğer insanların kendisinden zarar gelmeyeceğini bildikleri, güven duydukları, mal, can ve namusları konusunda emin oldukları kimselerdir, Allah’a inanan Mü’minler. Bu nitelikler, Allah’a imanla kazanılan ve ölene kadar mü’minden ayrılmaması gereken özelliklerdir.   İman ve salih amel iç içedir ve bu ikisinin ortaya çıkardığı değer de “ takvâ” dır.  Muttakî müslümanın sahip olduğu ve çevresine kazandırdığı olumlu değerlerin başında ise güven ve...

Kimden isteyeceksin?

Ebu Hureyre radıyallahu anhden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Kim Allah subhanehuya dua etmez ise,  Allah o kimseye gazab eder.    Dua, kulun Allah Teâlâ'ya  yakarışı, acziyetini ve ihtiyacını arz edişidir. Allah Teâlâ'ya dua etmemek, bir çeşit kibir ve ona muhtaç olmama tavrıdır.    Bu hâl ise kul için asla caiz değildir. Allah Teâlâ kulun duasından, istiğfar ve tevbesinden hoşlanır. Dua etmeyene ise gadab eder.  Dua bir ibadettir. Onun için duayı terk etmek, dua ile yapılan ibadeti terk etmektir. Numan bin Beşir radıyallahu anhden rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: « Şüphesiz dua ibadettir» buyurdu.  Sonra: « Ve Rabb’ınız buyurdu ki; siz bana dua ediniz ki ben de size icabet edeyim. Bana dua etmeye tenezzül etmeyenler, şüphesiz alçalmış olarak cehenneme  gireceklerdir.» (Mü'min: 60) ayetini okudu. (Ebu Davud) Dua, Allah Teâlâ'ya yakınlıktır. Kul b...