Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dua

Dua ifadesi bizim zihnimizde sıkıntılı zamanlarda yardım istemek için Allah'a yalvarmak ya da sadece namazlardan sonra tekrarlamayı adet haline getirdiğimiz bir davranıştan ibaretmiş gibi geliyor. En azından bende öyle. Oysa manevi disiplini birinci ağızdan öğrendiğimiz Allah Resulü Hz Muhammed Sallallahu aleyhi sellem Efendimizin yaşamında dua neredeyse her fiilin ya başında ya sonunda, bazen de başlarken ayrı biterken ayrı olmak şartıyla her anında.  Elbisesini giyerken, devesine binerken, bir yokuş inişinde veya çıkışında, yatağına yatarken ve uykudan kalkarken, tuvalet ihtiyacını gidermeden önce ve giderdikten sonra, evden dışarıya adım atarken, kısacası her durumda dua eder, Allah’ı anardı. Zikir, gün boyunca onun (sas) dilinde, gönlünde ve zihninde idi. Yemeğe başlarken mutlaka besmele çeker, sonunda da hamd ve senâda bulunup şükrederdi. Gece Allah’ı zikrederek yatar, yine Allah’ı zikrederek kalkardı. Sabaha ya da geceye başlarken: " Allah'tan...
En son yayınlar

Ne Değişti?

Cahiliyeden Günümüze Ne Değişti?  Cahiliye Devri hakkında kısa bir araştırma yapacak olursanız büyük ihtimalle karşınıza “İslam öncesinde Arap toplumunun yaşadığı döneme verilen addır” şeklinde bir tanım çıkar ve 1500 yıl önce sonlanan bu dönemde halkın putperest olduğu, yaygın olarak kötülüklerin sıradanlaştığı, içkinin fazlaca içildiği, kumar oynandığını, zina yapıldığını, kabileciliğin ve adaletsizliğin hüküm sürdüğünü, kadınların hor görülüp kız çocuklarının diri diri gömüldüğünü görürsünüz.  Bundan yıllar önce kötülüğün ve ahlaktan uzak davranışların hüküm sürdüğü bir coğrafyaya bir peygamber gönderildi. Bu peygamber, halk arasında el-Emin olarak bilinen Hz. Muhamed (s.a.v)'dir. Bu kadar çirkin davranışın içinde O, ahlakıyla İslam dinini tebliğ etti ve kısa zaman içinde iyiliği, saygıyı, adaleti temel alan bir devlet kurdu. Bununla birlikte de Cahiliye Devri ve kötülükleri geride kaldı.  Peki şirk koşmak sadece eliyle şekillendirdiği bir tahta parçasın...

Neyi, Niçin Düşünelim?

Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah´ın kudretine) işaretler vardır. Kuran-ı Kerim'de birçok ayetin sonunda bu ve buna benzeyen ifadelerin bulunması tesadüf olmadığına göre "düşünme, hikmet, feraset" gibi kavramların hayatımızda daha çok yer alması gerektiği emredilmişken, ne kadar az düşündüğümüzü, tefekküre ne kadar az zaman ayırdığınızı fark ettiniz mi?  Yaşamı boyunca insanlar dünya ve ahiretleri için hiçbir işe yaramayacak gereksiz pek çok şey için zaman harcarken; düşünmek, herhangi bir konu hakkında tefekkür etme noktasında genellikle zayıf kalmakta daha da garibi düşünen insan toplum tarafından kınanmaktadır.  Niçin daha fazla zaman diyorum çünkü haz ve hız çağında yaşadığımız iddia ediliyor. İnsanlar neyi kovaladıklarını bilmeden bir koşuşturmanın içind...

Allah'ı Sevmek

İnsanlardan bazıları Allah´tan başkasını Allah´a denk ilahlar edinir de onları Allah´ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah´a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah´a ait olduğunu ve Allah´ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.                                             ( Bakara 165.Ayet ) Kur’ân-ı Kerîm’in insanlığı ulaştırmak istediği en önemli hedef, Allah’ın birliğine inanmak ve Allah’ı her şeyden daha çok sevmektir. Âyette “ İman edenler ise en çok Allah’ı severler” buyurularak bu hususa işaret edilmiştir. Görüldüğü gibi âyetin bu bölümünde, inananların yalnız Allah’ı sevdikleri değil en çok Allah’ı sevdikleri ifade edilmektedir. Şu halde insan elbette sevilmesi meşrû, mâkul ve yerinde olan Allah’tan başka varlıkları da sevecektir. Bu, Allah...

Susmak mı Konuşmak mı?

 Günahların sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.  Allah'ın yasakladığı çoğu fiil,  yaşamdan zevk almak, anın tadını çıkarmak gibi süslü elbiseler giydirilip, renkli ambalajlarda her türlü platformda insanlara sunulur olmuş. Film repliğinde "Ben yalan söylemeyi beceremem ki..." diyen damat adayına "Merak etme, yakında alışırsın" diyen Adile Naşit gibi olduk hepimiz. Yasak olan her şeyin bir cazibesi, çekici bir yanı var. İnsanların büyük çoğunluğunun bu kadar çabuk aldanması da bu çekiciliktir.         Gıybet , laf taşımak, yalan, içki, zina, kumar, faiz, haksız kazanç... terim olarak itici, soğuk görünseler de hayatın değişik zamanlarında insanların keyifle yaptığı eylemlere dönüşmektedirler.    Dedikodunun -kişinin duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan bahsetmesinin- bu günahlar arasında ayrı bir yeri vardır, kendine göre de bir tadı...Peki neden? Her şeyden önce kolaydır, orada olmayan, kendisini savunamayan b...

Anın Tadı

Eskilerin ifadesiydi "  Felekten bir gün çalmak ", güzel vakit geçirmek  ya da " Hayattan kâm almak" günümüz insanı için, her gün olması gerektiği düşünülen bir hayat tarzına hatta hayat standardına dönüştü. Sağımızda solumuzda "Hiç eğlenceli değil, sıkıldım, bunu yapmak istemiyorum" diyen çocuklar, gençler hatta yetişkinler türedi. Tüketimi arttırmak için pek çok markanın kullandığı sloganlar zamanla toplumun büyük bir kesiminin yaşam felsefesi haline geldi. Bu durum aklıma " İnsanın amacı anı değerlendirmek mi yoksa andan haz almak mı?" sorusunu getiriyor. Yaşamını "eğlence merkezi tadında yaşamak isteyen Müslüman" fikri bana garip geliyor ama ne yazık ki yaşamın gerçeği... " Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir " ayetini acaba yanlış anlamış olabilir miyiz? Oyun ve eğlence ifadelerini dünya hayatında önemsediğimiz, hatta Allah ve Resulü'nün (sav)  önüne geçecek kadar abarttığımız mese...

Tebük hutbesi

Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler.  Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular: İnsanların hayırlısı, atının veya devesinin sırtında, ya da iki ayağının üzerinde (piyâde olarak) ölünceye kadar Allâh yolunda cihâd eden ( Allâh’ın dînini hidâyet bekleyenlere teblîğ eden )dir! İnsanların kötüsü de Allâh’ın Kitâbı’nı okuyup ondan hiç faydalanmayan, fâsık ve cür’etkâr kimsedir. İyi biliniz ki, sözlerin en doğrusu, Allâh’ın Kitâbı’dır!  Yapışılacak en sağlam kulp, takvâdır! Dinlerin hayırlısı, İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın dîni (İslâm) dır!  Sünnetlerin hayırlısı, Muhammed’in(sav) sünnetleridir! Sözlerin şereflisi, zikrullâhtır. Kıssaların güzeli, Kur’ân(da olanlar)dır. Amellerin hayırlısı, Allâh’ın yapılmasını istediği farzlardır .  Amellerin kötüsü, bid’atlerdir. En güzel yol ve gidişât, Peygamber’in yolu ve gidişâtıdır. Ölümlerin şereflisi, şehîdliktir. Körlüğün en kötüsü, ...

Ne yapmam lazım!

İslamı yeni kabul eden hemen hemen her  insanın sorduğu bir soru vardır: Şimdi ne yapmam lazım?  Evet,  Allah'tan başka ilah olmadığına ve Resûlullah'ın onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyorum,  şimdi ne yapmam lazım? Sadece şehadet getirmek yeterli mi? İslamı yeni kabul edenler " iman ettim " demenin yeterli olmadığını düşünüyor da biz Müslümanlar niye düşünmüyoruz?   Elhamdülillah Müslümanım demek bize neden kâfi geliyor ? Sadece söylemekle yetinmek, hayata  yansıtmamak, garip değil mi?   İslamı yeni kabul eden her insan, dinin gereklerini merak eder de o dinin içine doğan biz Müslüman evlatları niye merak etmeyiz ? Derenin yanında yaşayan insanın suya verdiği değerle çölde yaşayan insanın suya verdiği değer bir olmuyor, belki de ondan. Bizim için din anlayışı ihtiyarlık döneminde yapılacak ibadetlerden ibaret mi? İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece İman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?" (1) aye...

Dışardan Görünen

Geçen gün arabayla yolda gidiyorum, bagajda üç damacana su var. Sular bagajda herhangi bir bağlantı olmadan yolculuk yapıyor ve devrilmeleri halinde bagaj su içinde kalabilecek bir durum söz konusu. Yolda bir gidişim, bir dönüşüm var ki sanki kocaman yüke sahip tonajlı bir kamyon. Benim o dönüşümü dışardan gören birinin yerine kendimi koydum. Yoldayım biraz da acelem var ve öndeki araba öyle yavaş bir dönüş yapıyor, sinirden çatlarım. Yürü be adam! Tır mı, kamyon mu bu; küçücük araba dön artık!  Dışardan bakıldığında anlamanın pek mümkün olmadığı bu durum, iç yüzünü bilen biri için mantıklı gelebilecekken, bilmeyenlere göre çok saçma ya da acemice gelecektir.    Şimdi bunları niye anlattım?   Birçok olayda aslında çoğu zaman bunu yapıyoruz. Yani sadece görünenle hüküm vermeye kalkıyor, iç yüzü hakkında hiç düşünmeden bilgiçlik taslıyoruz. Biz aciz  kullar, sadece Allah'ın bilgisi dahilinde olan hakkında hüküm vermeye kalkıyoruz. Hem de meselelerin iç...

Sınava Hazırlık

Düşünün..... İlköğretim çağlarından başlayarak  öğretilenleri "ne kadar çalışkan çocuk desinler diye değil, sadece yazılı geçmek için de değil," kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü için öğrenmiş, her zaman belirli bir disiplinle az ama devamlı çalışmış, çevresindeki kötü örneklerin peşine düşmemiş, başka çocuklarda gördüğü ve denemek istediği birçok şey olduğu halde sabretmiş, zararlı işlerden uzak durmuş bir öğrenci sınava girecekmiş. Yine düşünün.... Hayatını akışa bırakmış, mecbur kalmadığı sürece eline kitap defter almamış, yeri geldikçe hobileri ve kişisel zevklerine göre zaman öldürmüş , arkadaşları ve çevresini kendi geleceğinin önüne koymuş, büyüklerin sözlerine eski kafalı bunlar diyerek, kulak asmamış bir öğrenci sınava girecekmiş. Biri sabretmiş, isteklerine sınırlar koymuş, öteki haz peşinde koşmuş. Biri çalışmış, çabalamış, öteki gününü gün etmiş. Biri büyüklerin sözlerini tecrübe bilmiş, öteki masal . Biri kötü işleri teş...

Sınandığımızın Farkında mıyız?

İnsanların son dönemlerde en fazla üzerinde durduğu, en fazla şikayetçi olduğu mesele tüketim mallarındaki fiyat artışlarıdır. Toplumun değişik kesimlerinden farklı yorumlar, farklı siyasi sebepler ortaya atsalar da soruna bakış açısı her zamanki gibi materyalist çerçevededir. Vesilelere takılıp hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, her şeyin ona ihtiyaç duyduğu Allah'ı unutturma çabasıdır.  Oysa yaşananların temel sebebini bize bakara suresi 155. ayette Allah (cc) şöyle açıklamaktadır: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey  Peygamber!) Sabredenleri müjdele!                              Farklı doğal afetler arasında en kritik afet olarak tanımlanan kuraklık 2021 yılında dünya için önemli bir tehdit haline geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı kuraklık haritası,Türkiye için de sarsıcı bir hâl aldığını gösteriy...

Affedebiliyor muyuz?

Hepimizin ortak umudu mahşerde Allah'ın bizi affedip, temize çıkarması, cennete girmemize izin vermesi... İnşallah böyle de olur, diye dua etmekten de kendimi alamıyorum! Al-i İmran suresi 129. ayette Allah (cc) bu umudumuz hakkında şöyle buyuruyor:  Göklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir . Peki; bizim hakkımıza giren, bize hakaret eden, bizimle alay eden, bizim koyduğumuz sınırları aşan, arkamızdan hoşumuza gitmeyecek laflar etmiş birilerini, biz affedebiliyor muyuz? Bunun üzerine uzun bir muhasebe yapmak gerekiyor. İyice bir düşünmek gerekiyor. Biz affedebiliyor muyuz? Biz affedemiyorsak sıkıntı büyük demektir. Sen affetmezsen, sen hakkından vazgeçmezsen başkası vazgeçer mi ? Bize yapıldığı zaman kızdığımız  yanlışları acaba biz başkalarına yapmıyor muyuz? Tâbi ki de yapıyoruz. Hepimizin farkında olduğu ya da olmadığı hataları, günahları, yanlışları var. Yaşadığımız sür...

Hayat Ölçüsü

Zilzâl  suresi, insanın yaşamını değiştirebilecek yaşamına çok önemli bir ölçü getirebilecek harika bir sure. Kelime anlamı sarsıntı ya da depremdir. İçimizden biri, başka hiçbir bilgiye sahip olmasa sadece Zilzâl suresini bilse ve surenin hükmüne uygun davransa o kişinin tertemiz bir yaşam sürmesi için yeter sanki. Surenin tamamının meali şöyle:   Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan  «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır. O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. Kıyamet gününde yaşanacakları anlatan sureden bizim asıl aklımızda kalacak olan da son iki ayettir: Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. Zerre 0,00156 gram olan bir ölçü birimidir. Ba...

Ya Sonra?..

 İnsanın dünyadaki yaşamı, güzel bir yemeği yemek gibidir. Yemeği yerken ağızda bıraktığı lezzetin verdiği hazla yemek, miktarına dikkat etmeden yemek, başkasının hakkı olup olmadığını düşünmeden yemek, doymak bilmeden yemek, yemek ... Peki ya sonra?   Yemek bitince başlıyor asıl mesele, karında ağrı, midede sancı, ağırlık ...vs Oysa yerken ne de lezzetliydi, ne de keyifliydi.  Yaşarken; daha fazla başarı, daha fazla mal, daha fazla övgü, daha fazla haz, daha fazla lüks, daha fazla eğlence, daha fazla, daha fazla...  Ya ölünce?... Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.                                  (Al-i İmran 185) İşte onlar, ahirete karşılık dünya haya...

İnsan Unutur

İnsan unutkan bir varlık.  Nereden geldiğini, nereye gittiğini, ne için var edildiğini unutan, kendini sorgulamayı unutan, iyiliği unutan, sabretmeyi unutan, şükretmeyi unutan, şeytanın kendine düşman olduğunu unutan, ölümü unutan, ahireti ve hesabı unutan...  Bunun içindir ki namaz günde beş defa tekrarlanan bir ibadet ya da hatırlatma .  Allah'ı hatırlamak, Allah'ın koyduğu sınırları hatırlamak için her rekâtte  (Rahmân ve rahîm olan Allah´ın adıyla.)   *Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah´a mahsustur. *O, rahmândır ve rahîmdir. *Ceza gününün mâlikidir. *(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. *Bize doğru yolu göster.  *Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! (Fatiha1/7) okumamız, okumakla kalmayıp üzerine düşünmemiz ve hatırlamamız isteniyor. Beş vakitte toplam kırk defa ceza günü hatırlatılıyor, kime ibadet edildiği, kimden i...

Beşer mi insan mı?

Beşer miyiz yoksa insan mı?  Beşer ifadesi, insanı da içine almaz mı?  İnsan ; kavram olarak, emir ve yasaklara muhatap olan, sonsuzluk âlemine hazırlanma noktasında "beşer"den ayrılan bir varlıktır. "Beşeriyet, insanın yaratılış yönündeki durumlarını - daha çok nefsani durumları- ifade eder. İnsaniyet ise fazilet ve ruhsal durumlara ait bir kelimedir. Unutmak, korkmak, sevmek, iştah vb. haller beşeriyete ait niteliklerdir. Kerem, cömertlik, iyilik, sözünde durma, kanaatkârlık gibi haller ise insaniyet ile ilgilidir. Dolayısıyla insaniyet ahlâk ile ilgili bir durumdur." İnsan olmayı başardığında şereflilerin en şereflisi olan birey, başaramadığında aşağılıkların en aşağılığı da olmaktadır. Kur'an-ı Kerimde Tin suresinde : İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.  Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir var...